BAŞBAKAN’IN AYIBI

Yazan: 21 Mayıs 2012  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı’nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul’a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

Çanakkale Geçilemez.

Çanakkale savaşının 95. kurtuluş yıldünümüne girdigimiz bugün aziz şehitlerimiz adına kutlamalara katılan Başbakan yardımcısı Sayın  Bülent Arınç bey bile Büyük komutan Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına rahmet okurken, Çanakkale Belediye Başkanı’nın konuşmalarından sonra Cumhur başkanımız, Başbakanımız’ın gönderdiği mesajları dinledim TRT televizyonundan. Kulaklarıma inannamadım. O kadar konuşmacı, ve mesaj gönderen devlet yönetenlerin içerissinde bir tek Devamını oku

Anneler Günü

Yazan: 13 Mayıs 2012  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Annem benim resimlerde olmasan!

Bilemeyecektim beni nasıl sarıp sarmaladığını,

Hayli zaman olmuş ayrılalı  dizlerinin dibinden.

Bir gün bile görmezsem melek yüzünü,

Hasretim büyür Özlemim artar derinden. Devamını oku

Yitirdiklerimiz

Böyle bir yazıyı kaleme alma fikri Can dostum Ligori Tomurcuk Gül’ün küçük kız kardeşi Rodi Tomurcuk Gül’den aldığım bir e’mail ile başladı.

Ağlama gelinim ağlama,

Mor yemeniler bağlama,

Yolcuyuz yolumuzdan eyleme.

İle başlayan ve kendi sesi ile seslendirdiği bir Türküyü dinlediğimde başladı. Türkü Mübadele yıllarında Lozan antlaşması ile Anadoludan – Yunanistana  göç etmek zorunda bırakılan 200 bin Karaman  Rum Ortodoks Türkleri ile birlikte göç etmiş. Kapadokya yöresine ait olan bu türkü şimdilerde Anadoluda malesef okunmuyor.

Anadolumuzda yaşayan bir kültürü,kardeşliği nasıl acımasızca yok ettiğimizin hikayesini okuyacaksınız.

Orta Anadolu’da yaşayan Rumlar’a ‘‘Karamanlılar’’ denirdi. Bunlar Ortokods Hıristiyandı; ama Rumca bilmiyorlardı. Ana dilleri de Türkçe’ydi. Bu yüzden aslen Türk oldukları, sonradan Hıristiyan oldukları söyleniyordu. Ancak 1924’te mübadele sırasında Anadolu’daki tüm Rumlar Yunanistan’a göç ederken, Karamanlılar da Hıristiyan oldukları için Rum kabul edildiler. Kapadokya’dan Yunanistan’a gittiler; ama orada da ana dilleri olan Türkçe’yi korudular. Öyle ki, Yunanistan’da doğmuş, bugün 60-70 yaşlarında olan çocukları bile Orta Anadolu şivesiyle Türkçe konuşuyor. Anadolu’ya olan bağlılıkları ise hala sürüyor.

Rumlar kendilerinin Likyalıların, Frigyalıların, Kayralıların, Lidyalıların, Truvalıların çocukları olduğunu söylüyor. Çoğu tarih kitabı da bu tezi doğruluyor. İstanbullu, Sakız Adah, Kapadokyalı, Kayserili, Gökçeadalı, Kastamonulu, Bozcaadalı, Muğlalı, Konyalı, Nevşehirliler. Yani hiçbir Yunanistan’dan buraya getirilip yerleştirilmemiş.
Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkam Dimitri Karayani; biz de tıpkı sizin gibi, öz be öz bu toprakların evladı olan Rumlarız.” Devamını oku

Lydia’ya mektup var

Yazan: 05 Şubat 2012  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Gözlerinde çocuksu bir bakış arıyorum!
Kollarını açıp çağıran, sarılıp sarmalamak isteyen bir kadının karşısında durup bakıyorum. Gerçek misin? Senden önce bir benzerin durdu orada, onda‘ da aynı heyecanı görmüştüm. Aynı senin baktığın gibi, sevgi dolu gözleri vardı.
“Ben onun gibi  değilim” diyebilirsin. Senin yerinde olsaydım, ben de aynı sözleri söylerdim, ne kadar diğerlerine benzediğimi bilmeden.

İki yol var önümde; ya ne olursa olsun diyerek dalarım aşkın denizine bu ayın 11‘inde , ya kaçar giderim benim bunları kaldırmaya gücüm yok diye.
Gitmek işin kolay kısmı ve akıl önce kolayı seçiyor. Aslında zorla uğraşmayı da sevdim yıllardır ama tükenmiş bir anıma denk geldin. Tenim seninki kadar genç değil kalbim, zaten zorla atıyor. Kaçmak ve yok olmak en kolayı, hiç değmemiş saymak kelimelerimi aklının derinliklerine, bunu yapabilirim.

Zor olan ise kalıp savaşmak! Ancak bu savaşın yel değirmenleriyle yapılacağı kuşkusu  yiyip bitiriyor içimi. Havaya savrulan kılıcımın, sonunda kendime saplanacağından kokuyorum. Konservativ aile geleneği.
Akışına bırakabilirim her şeyi, ne olacaksa olsun diyebilirim. Sen nereye sürüklersen, oraya doğru giderim. Çarpıp durduğumda tekrar ayağa kalkar, yine yalnızlığıma sarılır, aslanlar gibi yürür giderim. Bu cesarete sahibim ama bir şartla, kalbime söz geçirmem gerekiyor.
İçim sana akmadan, hayale kapılmadan, sadece geleni görüp onunla yetinerek devam edebilirsem, zararsız çıkarım yeni başlayacak bu ilişkiden. Devamını oku

Yanlızlık

Yazan: 18 Kasım 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Bu gün yanlızlığı hissetiren sessizliğin ve birde ben varım.  Gözlerim dolu dolu ağlamıyorum sadece karamsarım.   Kendimle  baş başayım,  yanlızım,  yardım elini uzat ne olur yardım Tanrım.

Erken kalktım bu sabah, ilk defa  terk etmek istedim.  Sonra oturdum, saatlerce düşündüm,olmadı işte hiç biri, hayal kurmakta bir yere kadar,   gözlerim kapandı hasret oldu sevgiye ruhum, yeni güne umutla başlamak pek bir zormuş,  kandırmışım ben kendimi. Olmamış,  olmadı ve de olmayacak kadar uzak bana umutlarım.Harlanır aleviyle aşk sandım bir an, yanılmışım; oysa unutmuşum aşk zaman içinde söner, külleri kalır ardında,  bana zindan olan hayatın kapı aralığında…Dönelim  yine başa deneyelim istedim,  kendimi çok yordum, denedim kazanmak için kazanamadım, yoruldum. Artık gidiyorum, bunaldım  gidiyorum,  ne olduğunu anlayamadan . Son bir kez dönüp arkama baktım  anladım başaramadığımı. Devamını oku

Aldatma

Yazan: 05 Kasım 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Türk dili konuşan aynı örf ve adetlere bağımlı Türk boylarının MÖ Ana erkil yaşadıkları bilinen bir gerçek artık.

Günümüzdeyse tek Tanrılı dinler ile hayatımıza giren ata erkil yaşam biçimi. Toplumun değer yargıları erkeğin çok eşli yapısını değil’de mesela kadınınkini destekleseydi ne olurdu. “Genel”e göre kavramı oluşturan yapı taşları; kadın, erkek çiftleşme, sevişme, veya seks adını ne koyarsanız koyun. Aldatma deyince insanların aklına nedense sadece kadın ya da erkeğin eşlerine sadakatsiz davranması geliyor. Halbuki aldatmanın asıl kelime anlamı; değişik bir tutumla, karşısındakini yanıltmak, yanlış bilgi vermek, oyalamaktır.

Sakın kızmayın olayı bu açıdan değerlendirmeyeceğim. Ben de aldatma kavramını kadın, erkek ilişkisi sevişme ve seks üzerinden işleyeceğim. Çünkü diğer aldatmalar pek can acıtmıyor olmalı ki tartışılmaya değer görülmüyor. Devamını oku

BİR YEĞENİM VAR

Yazan: 13 Ağustos 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Sam yellerine, rüzgara karşı durmaktan korkmayan. Alışılmışın dışına ne kadar fazla çıkarsa çıksın başaran, akıntıya karşı kürek çekmekten çekinmeyen.

İnsanlığın ilerleyişi, tekdüzeliğe karşı aykırı düşünce ve durumları savunan ve uygulayan. Küçücükken bile farklıydı idealleri vardı; ah birde aşık olmasaydı!

Hayata gözlüksüz, farklı bakabilir. Renk cümbüşünü seyredebilirdi, bütün berraklığı ve canlılığıyla. Bugünkü renkler, onların yansımalarında tertemiz bir ömrü resmedebilirdi.

Benim bir yeğenin var İkinci baharını yaşıyor Gözlerinde gözlük yok hayata daha farklı bakabiliyor şimdi.

Şimdi bırakın şu satırları okumayı ve düşünün. Devamını oku

OTO YOLLARI Rezaleti

Yazan: 13 Ağustos 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

24 haziran 2010 Kapıkuleden Türkiye’ye giriş yaptim.

her şey yolunda işlemler tek sırada bitiyor.Eskisi gibi oradan oraya koşuşturmalar bitmiş gayet hızlı bir şekilde giriş araç kayıt yola devam edebilirsiniz Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarına olan güveni artmış sanki.

 Yanlız Pasaporta girmeden Gümrüksüz mağzalara uğrayın alış verişinizi yapınız daha sonra imkan bulamıyabilirsiniz. Başka bir yerde bekleme imkanınız yok. Edirne İstanbul TEM oto yoluna her zamanki gibi girdirdim ve istanbula kazasız belasız ulaştım.

Ertesi gün antalyaya hareket ettim Bursa Bilecik yolunu tercih ettim. Duble yolda seyyahat ediyorum Sürratim 120 km. bazen araç sollamada 125 oluyor.
Bileciğe girişimde her zamanki gibi şehir içi trafikte 50 km.ile gidiyorum Polis durdurdu. Ehliyet Ruhsat hepsi tamam ileride 125 km süratle gittiniz dedi Fotografım varmı diye sordum?  Devamını oku

BİLEKLERİMDEN Kelepçe hiç eksik olmadı’ki

Yazan: 11 Ağustos 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Sıkıyor bileklerimi son bağladıkları. Kurtulma umudu’da azaldı.

Mehmet Tevfik

Mehmet Tevfik

Çekiştirdikçe son bir ümitle, daha da acıtıyor canımı. Belki günün birinde bir can havliyle el sallarım tek elimle.

Sıfatlarla birbirimize taktığımız kelepçeler bileklerimizi acıtıyor.Fakat kimse’ de kurtulmak için kelepçelerinden çaba sarfetmiyor. Sıfatlardan oluşan kelepçeler insanlığın ortak paydası,ortaklaşa hazırlanıp kimlik’siz damgası yememek uğruna gönülü takılıyor.
Zaman yüklüyor sıfatları beynimize insanları sıfatlarıyla anlamaya, değerlendirmeye tabi tutuyoruz. Tanışınca biriyle sıfatlarımızdan bahsediyoruz biri olup, birileriyle konuşuyoruz.
Önceleri çocuk, öğrenci, asistan,doçent belki iyi bir iş adamı, sanatçı, anne baba, ve bunun gibi sayamıyacağımız kadar sıfat yüklü birileri oluveriyoruz.Sahip olduğumuz kelepçeler’i bileklerimizde bir güzel cilalayıp duruyoruz. Cilaladıkça başarılı,espirili, kibar, cessur, mutevazi vb. gibi bir şeyler oluyoruz. Ailemizin koyduğu kurallar manzumesi içinde yaşamak belki’de yaşlanmak zorundayız. Sıfatlardan oluşmuş kelepçeler böyle takılıyor. Bağımlılık kaçınılmaz kurtulmaksa imkansız. Devamını oku

HÜZNÜM FİRARDA

Yazan: 11 Ağustos 2011  
Kategori: Yayınlanmış yazilarım

Yanlız yürüyeceğin yolun başında olduğunu ve bu yolun sonunda yine yanlız olacağını söylemezler insana.
Karar’ı sen veremezsin gidebilmek ve gidememek arasında sıkışıp kalır yaşarsın.weg_laufen
Yollar tek kişiliktir! Yollar yalnız yürünür. Her yolun bir sonu vardır.
Yaşam da bu yüzden hüzünlüdür. Ve insan bir tek bu gerçeği unutmaya çalışarak yaşayabilir.
Unutmanın iyi bir şey olduğunu söyleyen onca yazıya çiziye rağmen hiç birşeyi unutmuyoruz; ne aşkları, ne acıları, ne kaybettiklerimizi, ne de kazandıklarımızı, ne hayatımıza giren insanları, ne de yaşadığımız olayları;
Yürüdüğümüz yolu bir daire sanıp yürüyor yürüyoruz her defasında başladığımız yere dönme umudunu hiç mi hiç yitirmeden, çıkmadan daireden.

Yalnız bir şey unutulmaya çalışılıyor; düz bir çizgiden oluşan tek kişilik yollarda yürüdüğümüz gerçeği.
Yollar yalnız yürünür. Ve her yolun bir sonu vardır.
Yeterki kendimizi dönen bir daire bitmeyecek bir yaşam’a inandırmayalım. Herkes aynı dikey bir yolda; yollar kesişir, ayrılır belki yeniden kesişecek sanılır. Halbuki düz bir çizgiden ibaret yürüdüğümüz bu yol bir şekilde başlayıp mutlaka bir şekilde biter. Devamını oku

« Önceki sayfaSonraki sayfa »