Annemin küskün aramzıdan ayrılışı

Yazan: 20 Aralık 2014  
Kategori: Adapazarı, Bir Ömür dört Yaşam

Güneşin hakimiyetinde hayallerimin benden önce koştuğu bir yolculuğa çıkmıştım. Ayvalıktan uzaklaştığım her kilometrede Anneme daha çok yaklaşıyordum. Annemin azarlamasını özlemiştim. Onunla beraberken onunda çok uzun zamandan beri çocukça davrandığını unutup çocuklaşabiliyordum. Annem arzu ve isteklerini sıraladıkça ben daha baskın çıkıp daha çok çocuk oluyordum. Bornova’ya geldiğimde devlet dairelerinin saat on ikide kapandığının hesabını yapamamıştım.

ANNEM BİR YIL ÖNCE

ANNEM BİR YIL ÖNCE

Anneme olan yolculuğumda bir süreliğine de olsa beklemek zorunda kalmış kısa bir süreliğine hayallerimden ayrılmış, günlük yaşamın Devlet dairelerindeki acımasız brokrasi uygulamalarının merkezinde buluvermiştim kendimi. İki buçuk saatlik bir mücadelenin sonunda gerekli evrakları alabilmiştim. Üç hafta önce Fethiye’de Annemi bıraktığım bakım ve rehabilitasyon merkezine doğru devam edebilirdim. Hayatımızı yöneten en büyük iki duygu bana göre öfke ve korku. Bir gün Melek bana dışarıyla olan tüm kavgamızın tüm öfkelerimizin nedeni anneme yeterince ilgi gösterememekten kaynaklandığını söylemişti. Herkeste böyle mi oluyor diye düşünmeden de edemiyordum. Mükemmel anneleri daha yüz metre öteden görür görmez tanıyabiliyordum artık. Duruşlarından onların asalet gözlerinde hep bir sevgi seli, gizlemeye çalıştığı küskünlük durumu. Düştüğü zavallılığının üzerini örtmeye çalışması. Benim için mükemmel annem, kendi mükemmel ama çocukları hep sorunlu, bizler annelerini üzen çocuklarmıydık acaba. Devamını oku

Adapazarı

Yazan: 24 Aralık 2011  
Kategori: Adapazarı

Gençliğimin geçtiği yer dersem hata etmemiş olurum.

Hatırladığım Ada Pazarı  benim için çok Özeldir Fakir olduğu kadar gururlu sevecen insanlar topluluğu olarak yer etmiştir belleğimde  belkide derimin altına işlemiştir.başka bir şekilde hatırlıyamam.Dertlerin paylaşıldığı büyük aşkların yaşandığı bir şehir olarak  yerini herzaman korumuştur.
Adapazarına ilk gelişim zannederim Annemin kucağında olmuştur daha sonraları belki elimden tutarak getirmişlerdir. Benim hatırladığım Tren ile gelişimdir.Büyükada’dan Ortaokula Heybeli Adaya gider gelirdik o yıllarda Tek Ortaokul Heybeli adadaydı.Vapurda arkadaşlarla aptal kaz oynamaya dalmıştık Kadiköyde kendimize geldik Yani o

gün okulu kıracaktık. Arkadaşlarla Üsküdara Babaannemlerin evine gitmeyi önerdim bahçeden erik,incir, armut gibi meyveleri yiyebilirdik.Öylede oldu her ne kadar Sütannem den biraz fırça yediysekte bütün günümüzü orada geçirmiştik.

Eve dönmek işte o biraz korkutucuydu ne de olsa ilk defa evden habersiz bir yerlere gitmiştim.Hüsnü Amıcam her zaman olduğu gibi 20 TL harçlık vermişti ki iyi bir paraydı.Büyük adaya dönmek için Kadiköye geri dönerken arkadaşlara siz devam edin ben Adapazarına gidiyorum dedim. Haydarpaşada inerek ilk adapazarı trenine bindim. Adapazarında İstasyona çok  yakın oturan Daymın evine geldiğimde Penbe hayallerim griye dönüşmüştü.Hoş dayım pek öyle vur eli olmıyan biriydi birde beni biraz fazla severdi galba.İlk iş İstanbula haberler verildi mehmet burada merak etmeyin. Dayımın benimle uzun bir sürre sohpet ettiğini bir daha gelmek istediğimde haber verirsem gelip beni alacağını anlattı durdu.En iyi savunma suçlama olduğundan olsa, dayı  beni götürün diyorum getirmiyorlar her neyse bu gelişim son olmadı aksine daha sık gelmemin ilk adımı oldu. Annemlere Adapazarı dediğimde itiraz etmeden  otobüse bindirirlerdi telefonlar  edilir Dayımda  karşılardı Adapazarına gitme keyfini uzun yıllar böyle yaşadım.Daha sonraki yıllarda izin alma gereğini duymaz olmuştum sadece Adapazarına gidiyorum diyerek haberdar ederdim Anne ve Babamı.

Nedense Akrabalarıma karşı özel bir sevgim vardı hepsini tanımak isterdim bu gün bile farklı olmadığıma inanıyorum. Bulabildiğim zaman boşluklarında bulunduğum yere en yakındaki akrabalarımı muhakkak ziyaret etme gibi bir hastalığım vardır. Bazı bazı bu akrabalarımın içerisinde kendime çok yakın hissettiklerimi hayatımın farklı yerlerinde tutarım. İnsanların bugünlerde girmiş oldukları  hayat mücadelesinde neleri unutuklarını hatırlamalarını tavsiye ederim.Hayat hiç bir şeyi geciktirmemek gerektiğini öğreten bir dershane ve bu dershaneden mezun olmaya yakın olan  bizler yeni bir nefes yeni bir ses bulmalıyız.Birbirimizi untmadan kaybetmeden!

Mehmet Tevfik Özkartal