Dünya kadınlar günü ve Türk kadını
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 08 Mart 2026
Kategori: Almanya, Başlangıç
Türk toplumunda kadının saygın bir yeri vardır.Orta Asya’dan Anadolu selçuklu devleti dahil kurulan Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Devlet yönetiminde, hakanların yanında Hanım adı verilen eşleri de söz sahibiydi.
Bilge Kaan Han seçildiğinde Beylerine şöyle der Beylerim beni Başınıza Han seçtiniz Var olun Yanlız bilmeniz gereken bir şey vardır yanımda oturan eşini gösterir ve şöyle der!..
Bilin ki Ben sizlerin han’ı isem Eşim de benim Hanım’ dır. Yönetimde benim kadar söz sahibidir.
Türk Kadını ata binip ok atar, top oynar, güreş gibi ağır sporlar yapar ve savaşlara katıldıkları gibi ev işlerinde’ de hünerlerini ortaya koyardı.
Türk töresinde kadın seçer eşini. En güçlü, hünerli erkeğin eşi olmasını ister. Devleti Aliye osman’ın kuruluşunda bile Beylerin yanında güçlü hanımları olmuştur. Yavuz Sultan Selimin Hilafeti getirdiği güne kadar kadın her zaman ön planda yer alırdı. Muaviye ve arabın kültürünü İslam dini olarak sunulması ile türk toplumunda
kadının değiştirilme süreci başladı. Mustafa Kemal Atatürkün İstiklal mücadelisinden başarılı çıkması ve Türkiye Cumhuriyetinin ilanı ile Türk kadını, Tüm dünya devletlerinde bile kadının elinden alınmış haklara kavuştu. 
Mustafa Kemal Atatürkün meclise sunduğu teklif ile Medeni bilinen Avrupa da bile kadınlardan esirgenen bir çok hak Türk kadınına verilmiştir. bunlara seçme ve seçilme hakkı da dahildir.
Ne yazık ki nümüz de İslam dinini işaret ederek bu haklar tekrar ellerinden alınmak istenmektedir . Böyle bir sürece girmiş bulunuyoruz.
Ey Türk kadını unutma Dinimiz de bile Rahim und Rahman olan sensin. Erkeklerden bile daha güçlü olduğunu uutma. Yaradan da sensin Affedende sen.
Bu vesile ile Türk kadınlarınının Dünya kadınlar gününü Kutluyorum.
08 Kasım 2024
Mehmet Tevfik Özkartal
Bu gün sana gelsin dedim
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 02 Nisan 2022
Kategori: Başlangıç
Bir yıl daha bitti, ama sakın üzülme zaman çabuk geçiyor diye;
Unutma ki herkes aynı şeyi yaşıyor. Bu yılın sonunda geriye baktığında umarım harika bir yıldır ne dersin? Dileğim bu gün dilediğin tüm dileklerinin gerçek olması. Geleceğini oluşturacak her yeni gün, bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olsun! Belki yanında değilim ama bil ki kalbimin en derin yerinde bugünü seninle kutluyorum. Sakın üzülme hayatın hızına, en güzel yıllar çabuk geçenlerdir; Geleceğini oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerine uygun ve seni mutlu edecek şekilde olmasını dilerim.
Bugün belki de çok kişiden doğumgünü mesajı alacaksın, ancak şu an okuduğun içlerinde en farklısı. Çünkü bu mesajın her harfi tamamen sevgiden oluşuyor. Hayatının her döneminde mutlu ve sağlıklı olmanı diliyorum. Tüm hayallerin gerçekleşsin, hayat güneşi her daim seni aydınlatsın! İyi ki doğdun ve iyi ki varsın; Yüzünde her zaman bir gülümseme olsun çünkü sana çok yakışıyor. Daha nice mutlu yıllara;
İyi ki seni tanıdım bir başka olsa gerek. SENİ ÇOK SEVDİM.
M.Tevfik Özkartal
Şimdi Araf zamanı
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 01 Şubat 2016
Kategori: Almanya, Başlangıç, Yayınlanmış yazilarım
Bu dünya’ya yapayalnız, hiç bir şeyleri olmadan gözlerini açan milyonlarca insanı düşünün; Sanki bu dünya’ya gelmeyi kendileri istemişler gibi. Hatta hangi aile‘de doğmaya kendileri karar vermişler gibi. Bebeklik çocukluk derken herkesin üzerine bir yük yüklenmiş. Bu gün ise hepsi aynı çıkmaz sokağın önünde tek başlarına durup, bakıyor, bakıyor ama yolun sonunu bir türlü göremiyorlar. İşin en kötüsü ise sorgulamıyorlar bile. Çıkmaz bir sokağın başında durup da yolun sonunu göremez mi insan? çıkmaz sokağın başına neden geldiğini çözmemişse sonunu‘da görmesi mümkün olmuyor tabi. Yaşam bir göz kırpması gibi geçip gidiyor.
Bir bakıyorsun yirmilerindesin, bir bakıyorsun kırklarında, bir bakıyorsun ellisi altmışında. Bir de bakıyorsun ki uçmağa varmanın kıyısında… Bu gün beni bu yazıyı yazmaya iten nedeni anlatacağım… Yaşamın ne kadar kısa ve ne kadar anlamsız, boş olduğu fikri yine Tanrının nefesinden yaratılmış olmamda saklı. Kimsenin fazla vaktini almadan kısa kesmek istiyorum. Belki’de ilk defa haklı olarak yaradılışa aşırı öfkelenmiş, Tanrı ile aynı fikirde değildim. Tanrı ne diyor; ben seni ruhumdan yarattım us verdim ve inan sana şah damarından daha yakınım. Tamam o zaman peygamberlere neden ihtiyaç duydun‘ki? Yarattıklarınla direkt konuşabilirdin. Ben Tanrı olsam en azından öyle yapardım. Herkesin ayrı telden çalmasına izin vermez ilahi ahengin bozulmasına olanak tanımaz, yarattıklarımın acı çekmesine izin vermezdim. İnsanlarla birlikte acı çekmeyi öğrenemediğim için suçlumuyum? Cehenneme gitme konusunda’da hiç istekli olmadım. Kitabında Tanrı; bir çok şeyi yasaklarken, yarattıklarına intihar edenlerin cehennemlik, şehitlerin sorgusuz cennete gideceğini tebliğ ediyor. Eh inthar etmek isteyenlere buradan duyrulur… Ne işin var cehennemde.? Hak yolunda Cihad edenlere katıl şahaddet şerbetini iç cenetliksin. Bakmayın bana öyle, herkes ateist dese’de ben ateist falan değilim. Evrene, yaradılışına baktığımda Tanrıya, Peygamberlereine, ve meleklerine inanan biriyim. Sadece arada sırada’da olsa Tanrıya küsen bir çocuğum. Sorun zaten bende değil, ikiz ruhlarımda. Kendi kendileri ile daha hala savaş halindeler. Hemde bu güne kadar denenmemiş yollarla. Devamını oku
Çalışmalarım
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 15 Aralık 2011
Kategori: Başlangıç
Şimdilerde sıraya koyuyorum yapmak isteyipte ertelediklerimi.
Hayat dediğin Ezanla namaz arasındaki mesafe. Ezanın kulağıma okunduğu 60 yıl olmuş. Namazım ne zaman kılınır hennüz bilmiyorum.
Artık ertelediklerimi gerçekleştirmek için çaba sarfediyorum.Her köşeden yazdıklarımı, Resimlerimi, Şiirlerimi toparlamaya çalışyorum. Okadar dağınık yaşamışımki hayatı. Büyükada’da başlayan yaşamım Üsküdar, Adapazarı, Ankara, Eskişehir, Almanya, ( Nürnberg,Fürth ) Kıbrıs, Antalya , Manavgat, Side, Krapina (Hırvatistan ) arasında. Tekirdağ (Şarkköy) son yerim olur derken gene Karar Antalya’da. ömrümün son 25 yılı havada geçti desem yalan söylememiş olurum. Şimdilerde uçmak bile istemiyor canım. Her bir yerde bıraktıklarımı toparlamak, düzenlemekle geçiriyorum zamanımı.Ne kadar da çok şey bırakmışım arkamda. Arkana bakma hep önüne bak arkanda bıraktıkların engeldir sana tavsiyelerinin anlamsızlığını,yanlışlığını görmek üzüyor beni.
Zaman arkada kalanları toplama gönül alma zamanı. Belkide başladığım yere dönme zamanı. bu gün farklı düşünüyorum HAYAT BIR GÜN O DA BU GÜN DIYORUM
Mehmet Tevfik Özkartal
Dedem ve Babaannem
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 22 Nisan 2001
Kategori: Başlangıç
Dedem Rahmetli Mehmet Tevfik bey Karaferye doğumludur. Hatırımda kaldığı kadar doğduğu yeri Selaniğe elli km.mesafede olduğunu anlatırdı.
Dedem Babaannemi Selanik Rüştiyesinde okurken tanımış, ilk görüşte’de aşık olmuş. Babannem varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak, erkeklerle misket oynayan afacan bir kızmış. Anlatımlarıdan Selanik’teki meşhur Kule Dedem ve Babaannem için gizli buluşma yerleri olarak, yıllarca onların aşklarına şahitlik etmiş.
Babaannemin Babası Selanikte meşhur Kayıkcı Arnavut Hasan Reis olarak anılırmış ve tehlikeli bir kabadayı olduğundan olsa gerek , Dedemle Babaannem gizli gizli buluşurlarmış.
Dedem selanik Rüştiyesini bitirdikten sonra manastır askeri idadiyesi (Lisesi) .Manastır idadiyesi ( Lisesi) iki yıl daha sonra İstanbul hap okulu 2 yıl gelmiştir. Musfafa Kemal ile Arkadaşlığı vardır Yıllarca Cumhuriyet idaresinde Askeri ve Maliye müfettişi olarak göev yapmıştır. Dedemin babası aslen Kırımlı olup Kırımdan Karaferye’ye tayin olmuş eşi ve çocukları ile birlikte Karaferyede’ki Garnizonda Yusuf Paşa olarak görev yapmıştır. Dedem Mehmet Tevfik, Kardeşi Hüseyin Hüsnü, ve Kızkardeşleri Adviye bu şehirde dünyaya gelmişlerdir. Dedem Selanik Rüştiyesini bitirdikten sonra Babaannemi ( Rabia Hanım ) Allahın emriyle istetmiş bu evliliklede benim hayatımın ilk temel t
aşını atmışlardır. Dedem İstanbulada iki yıl daha harb okuluna devam etmiş iki yılın sonunda Selimiye kışlası komutanı olarak atanmıştır. Yeni evliler Üsküdar Yeni-mahalle Kahramanoğlu Sok. 63 Numaralı Evi Satın alarak Burada Yaşamaya başlamışlardır. Balkan harbinde Dedemin babası Yusuf çavuş şehit düşmüş Dedem Annesi Nazmiye, erkek kardeşi Hüseyin Hüsnü ve kız kardeşi Adviye’yi Karaferyeden İstanbul’a getirtmiş Annesi, Kardeşleri ile birlikte Üsküdardaki evlerinde beraber yaşamışlardır.
Büyük amcam İsmail Hakkı bey, babam Yusuf Ziya bey, küçük amcam Hüseyin Hüsnü adını Taşıyan üç oğullarıda Üsküdar da dünyaya gelmişlerdir. İstiklal harbi ve ikinci dünya harbini burada Üsküdardaki evlerinde yaşamışlardır. İsmail amcam hem eski türkçe hem Latin harfleriyle okur yazardı.
Dedem Askeri Komutanlık görevine devam etmiş Rumeli Anadolu silah yolunun güzergahının kontrölünü yönetmiştir. aynı zamanda top taşı bektaşı dergahının dedesi olarak Anadoluya geçiş yolunu açık tutmuştur.daha sonrada Ankaradan gelen bir emirle Maliye baş müfettişi olarak görevine devam etmiştir.
Daha sonradan yeni Soyadı kanunu ile (Özkartal) Soyadını almıştır. Babam Yusuf Ziya Dedemin görevleri nedeni ile Anadolunun çeşitli şehirlerinde okumak zorunda kalmış son olarak Malatya Lisesinden Mezun olmuştur. İki yıl Malatya Toprak-mahsulleri Ofisinde Amir olarak çalışmış 1941 yılında İstanbula geri gelmiştir. Büyük Amcam İstanbul emniyet amirliğinde Komser Babam Polis olarak iki yıl görev yapmıştır. Dedemin Kütahya nahiyesini ( o zaman nahiye imiş) teftiş ettiği bir dönemde Babaannemin Kütahya Nahiye Müdürünün Yegenini beğenmesi, benim Hikayemin başlangıcı olacaktır. Babam ve Annem birbirlerini hiç görmeden Babaannem tarafından sözlendirilmişlerdir. Hatta Babaannem Annemi Kütahya dönüşünde beraberinde İstanbula getirmiş ve Babamla evlendirmiştir. Annem Babamın ayakkabılarını görmüş iyi ayakları küçükmüş diye sevindiğini anlatır durur. Komik ama böyle 55 yıl çok da mutlu bir hayat yaşamışlardır. Devamını oku




