Çok Sevmek

Çok sevmek ! Hani bir türlü kanser hastalığına yakalanmış gibi veya bir bulaşıcı hastalık. Canım sıkkın galiba… aslında sıkıntıdan‘da öte bir mengenede gibiyim. Ben çok sevdim, hoş daha hala seviyorum ve onun olmadığı bir yaşam düşümde bile yok. Onsuz sudan çıkmış balık gibiyim,  onunla beraberken, sanki kedi ile köpek. Bu durum benim için ruh halinden ziyade saçma bir alışkanlığa dönüştü iyice…”azimli olmak, inatçı olmak, birşeyler başarmak için uğraşmak” ilk başta kulağa güzel gelse de son zamanlarda saçmalıktan başka bişey olmadığını düşünüp, kaderden öteye bişey olmuyor deyip,  içinde bunları barındıran her türlü davranıştan köşe bucak kaçasım var… yani biraz olsun kendimi rahat bırakasım var.
Çoğu zaman nefesim kesilir,  müebbet hapse mahkum edilmiş gibi hissederim kendimi. Ama öyle bir durumdayım ki şimdi, bir şeyleri bıraksam, tüm sürü üstümden geçip gider. Benim de nal toplayacak halim bile kalmaz. O yüzden güzel düşünmekle başlayıp, hayattan zevk almakla biten, öğütler zincirine güvenmek istiyorum. Yoruldum!.. kendi kendimi oyalamaktan, güne gülümseyerek başlamaktan. Karşılaştığım insanlara, mecburiyetden içten bir günaydın demekten yoruldum. Havanın puslu olmasından, çikolatanın kalorisinden bıktım.. sıkıldım bu  karmaşık  ilişkilerden.
Çoğu zaman kemiriyor içimi kaybetmek korkusu…! ne onunla birlikte olabiliyorum, nede onsuz. Bir sabah kalktığımda o hep ertelediğim şeylerin, en azından bir kısmı hop diye gerçekleşiverse ne olur yani? Kaç kere  Pisikiyatrislere gittim habersiz, kırılmasın diye söyliyemedim,  tahamülüm yok gözyaşlarına, ben onu ağlatmak için sevmedim. Bu gidişle dünyanın sonu gelmese’de, benim insanlığımın sonu yakın gibi duruyor. Hem acımasız, aksi, hırslı ve bencil olmam neleri değiştirirdi, merak ediyorum. Çünkü bu iş bana aptalmışım gibi hissettirmeye başladı. Kendime paboya, ahoya,idiot tarzı her türlü yakışıksız  sıfatı reva görecek halde hissediyorum.
Sıkıyor kelepçeler daha çok çekiştirdikçe. Ömrümün iki bölümünde onunla beraberdim. Ne kadar isterdim dördüncüyüde onunla yaşamak, hissettirmek. Yoksa sadece iyi niyet beslediğim, inanmak istediğim, iyi olması için emek verdiğim, ama sonunda uğruna kaçırdığım fırsatlara ve kaybettiğim zamana acıyan, tüm çabalarıma rağmen elimde temelsiz bir hurda kalan bir aptal mıyım? cidden kafam çok karışık,  çok yorgunum.
Aslında ben hala o ilk günkü gibi aşığım desem ne çıkar,  ateşi yakmak için odun kömür ne varsa döksem yanmıyor. Gazla, benzinle olacağını bilsem, dizerdim bütün tankerleri  kapıya. Birlikte rezil olmayı, birlikte sinirlenmeyi, gülmeyi isterdim. Beni nasıl bu hale gelmeyi başardın? Yaşadığım şehirin en güzel yerlerini senle keşfedip, hayatıma renk katan herşeyi, senle paylaşmıştım. Canın sıkkınsa nefret ettiğim dramları açardım. Birlikte salya sümük ağlayalım diye,.. sırf senden hoşlanmıyor  ve ya sen istemiyorsun diye kaç arkadaşımla arama sessizce mesafe koydum.
Ömrün son demine  sığmıyor deli düşünceler,  biz beraber büyüdük ölelim beraber desem  olmuyor; kıyamam ona, onu yanlız bırakmaksa gelmiyor içimden. Cidden aptalım değil mi?..Enerjimi tüketen, karadeşliğe en yakın arkadaşım sıfatını veren hayat; bir abdal… Ama artık bitti..! sevdiğim yönlerimi kaybetmek istemiyorum… sabahları solumdan kalkmak istemiyorum ve birlikte geçirdiğimiz anlardan da nefret etmek istemiyorum. Yaşamımdaki en güzel sahnelerin yok olmasına da katlanamam. Ömrümün iki bölümünde, deli düşüncelerimde yanımda olan, belki de istemediği bir yaşam tarzını, ben istiyorum diye yaşayan,  hayat arkadaşıma bir şey diyemem.  O yüzden bu yazıyı yazdım..! çünkü sana söylersem; biliyorum’ki hiç birini kabul etmeyeceksin. Ve yukarda istemediğimi söylediğim ne varsa yapmamı sağlayacak argümanlar üreteceksin. Bu yüzden, bu benim tarafımdan yazılmış birlikteliğimize son verme fermanı. Senin tarafında kayda değer bir yakınlık emaresi görmediğim için, bu fermanı okumana da lüzum görmüyorum. Sen aynen yaşamaya devam et.. bende kendi yoluma  gideyim, diyemiyorum. Mesele herşeyin üstünü kapatan bir salak! olmıyacağına göre, bırak bari hayellerimle beni. Velhasıl dostlar anlıyacağınız öyle bir kelepçe‘ki bileklerimdeki, affı yok, el sallamak hayal, hayalsiz bir yaşam da yaşam olmıyacağına göre, bırakın bari  beni düşlerim de rahat.

Mehmet Tevfik Özkartal.

10 Nisan 1999 Nürnberg

Google AdSense kodunuzu buraya girin.

Yorumlar

"Çok Sevmek" için 1 yorum

  1. Şükran Günay tarafından 08 Şubat 2011 13:26 tarihinde 

    Harika! Ne güzel ve anlamlı an(ı)lar…

    Seven yürek işte böyle bir şey sanırım. Utanmaz, sıkılmaz ve içinden geldiği gibi konuşur, yazar.

    Hani bu iki gül yüreği tanıyor olmam da benim için büyük bir nimet.

    Her ikinizi ve yavrularınızı çok seviyorum.


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!