EVET mi HAYIR mı

Bir TRT klasiği olan evet hayır yarışmasını sunan ‘’Erkan Yolaç’’ tanımayanımız varmıdır? “mehter marşıyla geliyorsunuz izmir marşıyla gidiyorsunuz, “öyle kafanızı emme basma tulumba gibi sallamayacaksınız” Ya EVET veya HAYIR diyerek cevaplıyacaksınız, diyerek başlardı programına. Dün geçmişten bir kaç programını izledim bir de ne göreyim Mehter marşı ile gelip İzmir marşı ile gidenlerin çoğu EVET diyerek gitmişler. Oh be.

            Erkan Yolaç

Erkan Yolaç

Bir insanın doğduğundan öldüğü güne kadar Kullandığı Evet ve Hayır’lara bir bakalım. EVET’ler çoğunluğunu doldurur insan hayatının. Konuşmaya başladığımız da başlar EVET ve HAYIR lar hayatımızda. Aslında her EVET deyişimizde bir kayıp yaşamış olsak bile zordur HAYIR demek.

-Babayı seviyormusun çocuk?

Çocuk Babasından korkuyordur ama yine’de EVET der cevap olarak. (Korkunun ecele faydası yok tabi)

Öğretmen sorar sınıfta; Verdiğim konuyu çalışıp imtahana hazırlandınızmı?

Tüm öğrenciler çalışmış ve ya çalışmamış fark etmez hep bir ağızdan bağırır EVEEET ( Hiç kimse Hayır diyemez ne olur ne olmaz diye.)

Gelirsin nikah daireseine Sorarlar; Kimsenin etkisi altında kalmadan …….. eşiniz olarak kabul ediyormusunuz? Bir gür çıkar insanın sesi, kocaman bir EVEEET. ( yıllar sonra % 80 i pişmandır bu EVET den de ama iş işten geçmiş bir kere EVET demişlerdir.)

Mahkeme huzurunda hakim sorar evladım bu suçu sen mi işledin. Cevap EVET dir (İşlemediğin bir suç için itiraf et cezanda indirim olacak diyerek, para vererek kandırıverirler insanı ülkemizde)

Çalıştığınız iş yerinde yöneticiler sorar yönetilenler hep EVET efendim, EVET efendim derler. ‘’HAYIR demek öyle pek kolay değildir, koyuverirler adamı kapının önüne.’’

EVET ler o kısacık bir anı kurtarmak için söylenir belki ama, cezası bir ömür boyu sürer. Mesela sevmediğin Babaya sevdiğini, Çalışmadığın bir dersi çalışmış gibi göstermeyi, Nikah masasında istediğini almak uğruna, çalışmış olduğun iş yerinde göze girmek adına EVET diyerek tasdiklediğin her şey, dolanır insanın boynuna zaman geçtikçe. Nefes alamayacak hale getirir insanı. İnsanlıktan çıkarır. Zamanı geriye çeviremeyeceğin için EVET lerle yaşarsın ölene kadar. Azap içinde.

Ya Erkan ağbicim nasıl da sokuverdin şu EVET ve HAYIR ı hayatımıza. Zaten bir sen bir de RTE.

Ne yapacağız biz şimdi. EVET desek aklıma bin türlü şey geliyor. Sayın Cumhur Başkanımızın Cenabı hak ile mukavelesi mi var? ömrü ile alakalı. Diyelim ki EVET dedik ya sonrası Allah gecinden versin de Ölüm bizler için hak değilmi? Kavuşursa Hakkın rahmetine biz ne yaparız! Fetöcüler daha hala cirit atıyor ülkemizde Gizlenmiş mikroplar. Birde RTE seçerse bilemeden birini yardımcılığına, Allahın işi yok birde karışırsa Hakkın rahmetine al sana Fetöcü bir Cumhur başkanı. Bir de yayınlarsa bir kararname tüm Fetöcüler Afedildi diye. Resicumhur o, Mahkeme o, Başkomutan o, Hükümet başkanı o eee sokaklara da dökülemezsin. EVET demişsin bir kere yeni Anayasaya. Yemin ederim bilsem ki RTE % 100 2023 e kadar yaşayacak EVET diyeceğim. Garantisi olmayan bir konuda EVET dersem riskleri çok büyük. Dış güç mikropları mı, içimizde yerleşik mikroplarmı bu sefer bilemiyorum. Bir dümen dönüyor dönmesine nasıl bir dümen. RTE bir daha çıkıp ta karşımıza Bizi kanırdılar Allah da Halkımda affetsin de diyemez bir daha. ”Yandı gülüm keten helva.”

Yemin ederim ki Bu Sayın Cumhur başkanını yok etmek için düzenlenmiş bir Tuzak, komplo gibi geliyor bana. Bu CİA mıdır her ne illet mikrop ise, görünmez silah olarak adlandırılan uzaktan beyin kontrolünü üç aşamada gerçekleştiriyorlar.

*Öncelikle sahip olunan inanç ve düşünce yapısı sarsılıp, beyinin psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılması sağlanıyor.

*İkna ve telkine açık hale getirilen beyinin mevcut zihin haritası yok ediliyor.

*Kurgulanan yeni bakış açısı beyine yüklenerek, kendinden isteneni sorgulamadan yerine getirmesi sağlanıyor.

Aslında gürültü ya da kirlilik beynimizin içerisindedir. Nasıl temizleyeceğimizi düşünmek yerine düşmanı hep dışarılarda ararız. Yani beyne dışarıdan müdahele edilmiş kişilerdeki değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz.

Hazırlanan bireyde şu tür özellikler görülür:

*Duyguları abartılmış ve basit, Şüpheci ve kararsız, devamlı söylem değişimi.

*Hoşgörüsüz, yetkeci ve muhafazakâr her şeyi en iyi bilen danışma gereği bile duymayan.

*Yerine göre hem çok ahlaklı (yüce bir dava uğruna kendini feda etme), hem de çok ahlaksız (cani, yalancı sorumsuz ve ya cellât) olabilirler.

*Hiçbir şeyi önceden düşünmez, engel tanınmaz dediğim dedik çaldığım düdük misali.

*Rasyonel düşünce ve yargı gücü kaybolur Hem Savcı, hem Hakim hemde Avukkatır..

*Ahlaki yasaklar süpürülüp atılır, kolektif ruhun etkisinde bir yenilmezlik duygusu belirir;

*Kör ve zaptedilmez bir güce dönüşenler, ipini koparmış bir sosyal hayvan niteliğine bürünmüştür artık.

Davranış bozuklukları kişiliğin kara dörtlüsü olarak adlandırlır;

*Narsizm (kişinin kendine âşık olması), *Makyavelizm (amaca giden her yol mübahtır anlayışı), *Psikopati (empati, pişmanlık ve suçluluk duygularının olmadığı kişilik bozukluğu) ve Sadizm (başkalarına acı çektirmekten zevk almak) olarak sıralanır.

Deney tahtası olarak “Uzaydan görünmez lazer ile düşünce değişikliği konusu yıllarca bir çok insanda uygulandı. Korku nedenleri; hata yapmanın karşılığı olan korku, intikam almaya yönelik korku, cezalandırılmaya yönelik korku hali.

Günümüzde başarıya ulaşmış bu teknoloji sayesinde, farkında olarak ya da olmayarak beynimize fısıltılar iletilmekte, bizleri farklı ve duygusal bir dünyaya taşımaktalar. Amerikadan Uzaya, uzaydan kişi ve ya şahıslara nokta atışı. Ah şu Fetöcü mikroplar yokmu? Yiyecekler benim delikanlı Reisimi.

Yok ağbi yok ustacım sende kusura kalma bunlar senin beynini’de ele geçirmişler gibi geliyor bana. Kendini bu iş için para karşılığında deney tahtası yapanları tanıdıkça, dinledikçe daha çok inanıyorum bu teknoloji’ye. Kendini Peygamber, Mehdi falan gibi alğılayanlar var içlerinde. Peygamber benimle her gece konuşuyor diyenmi, ben mehdiyim Allah böyle emretti gibi konuşanlara şahit oldum. Ben şahsen bu kadar çok severken seni seve seve HAYIR demeliyim usta. Seni kaybetmemek adına Reisim. Aslında seni sevenlerin hepsi HAYIR demeli. Tanışmak istemiyorlar ise yeni anayasa sayesinde, çok değil bir kaç ay sonra Fetöcü bir Cumhur Başkanı ile.

Biliyorum EVET dersek seni kaybedeceğiz be usta. Saraydan çıkma meydanlar tekin değil Pentagon, Uzay nokta atışı beyin vallahide şaşmıyor. Henüz koruma kalkanı da yok hani.

Ben mi? HAYIR, HAYIR, HAYIR diyeceğim vallahi de Billahi de seni kaybetmemek yaşatmak adına. Seni seven herkes’de HAYIR demeli senin iyliğin için be usta.

 

Mehmet Tevfik Özkartal

      24.02.2017 Stein

Google AdSense kodunuzu buraya girin.

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!