Karar Vermek!
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 16 Mart 2001
Kategori: Bir Ömür dört Yaşam
1981 yılına geldiğimizde benim için her şey monotonlaşmıştı yapmak istediklerimi başarmış yapacak her hangi bir şey kalmamıştı. İş, ev, Eğlence, kültürel faaliyetler, tatil, vs. hayat fazla monoton olmuştu. Her Her şey o kadar rahattı ´ki yapmak istediğim her şeyi başarmıştım. Yapacak pek bir şey kalmamıştı. Enerjimi bu şekilde tüketmenin yanlış olacağı fikri beynimi kemiriyordu. Sabahları işe gitmek gibi bir mecburiyetim dahi yoktu. Belki bir çokları için bu durum tatmin edici olabilirdi benim için sıkıcıydı. Daha fazla şeyler yapmalıydım burada yapılabilecek her şey kafamın içini kemiriyordu.
Peşinden koşacağım yeni bir şeyler bulmalıydım. Var olan Enerjimi daha başka şekilde kullanmalıydım. Bu düşünceler arasında eşimin ikinci bir çocuk haberini vermesi belkide o günlerdeki mutluluk veren tek andı dersem yalan söylememiş olurum. Oktar Murat a Kardeş gelmesinin zamanı gelmiş ve geçiyordu hoş. Bebek bakmasında öğrenmiştik artık. Hayatımız tekrar değişecekti ve öylede oldu.
Devamını oku
YAŞAM BİR TİYATRO SAHNESİ
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 14 Nisan 2000
Kategori: Büyükada, Gençliğim
Sırası gelirse rolümüzü oynarız. Sufle gelmezse doğaçlarız.
Yaşadığınız yer Büyük Adaysa yorucudur Tepeköyde oturmak. Nevruz mevki sokağından yokuşu inmek, çıkmak her defasında, kaldırım taşı döşeli yolda koşmak. Bisikletin olsada pek fayda etmez, arnavut kaldırımlı yollarda. Olmazsa olmazıdır Büyükadanın ya araba ya eşşek.
Yazdıklarım, yaşadıklarımın yerini alıyor. İnsan yazarken, yazdıklarını yaşadıkları sanıyor, zihnimin derinliklerinde uyuyan gizli düşünceler uyanıyor. Solmuş yok olmaya yüz tutmuş duygularım canlanıyor. Uzakta kalmış çocukluğum, gençlik anıları
m yorgun yüreğimi acısıyla, tatlısıyla okşuyor. Ruhumda zaman zaman oluşan karamsar duygular unutuluyor, her şey güzel ve sevgiyle hatırlanıyor,çirkinlikler örtülüyor. Öyleyse, burun kıvırmadan bu mutluluğun tadını çıkartmalıyım. İnsan bu kadar yaşadıktan sonra, gelecek günlerden çok az şey umuyor gönlü avuntuya, yeniliğe muhtaç. Devamını oku
Adapazarı
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 24 Aralık 1999
Kategori: Adapazarı
Gençliğimin geçtiği yer dersem hata etmemiş olurum.
Hatırladığım Ada Pazarı benim için çok Özeldir Fakir olduğu kadar gururlu sevecen insanlar topluluğu olarak yer etmiştir belleğimde belkide derimin altına işlemiştir.başka bir şekilde hatırlıyamam.Dertlerin paylaşıldığı büyük aşkların yaşandığı bir şehir olarak yerini herzaman korumuştur.
Adapazarına ilk gelişim zannederim Annemin kucağında olmuştur daha sonraları belki elimden tutarak getirmişlerdir. Benim hatırladığım Tren ile gelişimdir.Büyükada’dan Ortaokula Heybeli Adaya gider gelirdik o yıllarda Tek Ortaokul Heybeli adada Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesiydi. Vapurda arkadaşlar ile aptal kaz oynamaya dalmıştık Kadiköyde kendimize geldik Yani o gün okulu kıracaktık. Arkadaşlarla Üsküdara Babaannemlerin evine gitmeyi önerdim bahçeden Elma,incir, armut gibi meyveleri yiyebilirdik.Öyle’de oldu her ne kadar Sütannem den biraz fırça yediysekte bütün günümüzü orada geçirmiştik.
Eve dönmek işte o biraz korkutucuydu ne de olsa ilk defa evden habersiz bir yerlere gitmiştim.Hüsnü Amıcam her zaman olduğu gibi 20 TL harçlık vermişti ki iyi bir paraydı.Büyük adaya dönmek için Kadiköye geri dönerken arkadaşlara siz devam edin ben Adapazarına gidiyorum dedim. Haydarpaşada inerek ilk adapazarı trenine bindim. Adapazarında İstasyona çok yakın oturan Daymın evine geldiğimde Penbe hayallerim griye dönüşmüştü.Hoş dayım pek öyle vur eli olmıyan biriydi birde beni biraz fazla severdi galba.İlk iş İstanbula haberler verildi mehmet burada merak etmeyin. Dayımın benimle uzun bir sürre sohpet ettiğini bir daha gelmek istediğimde haber verirsem gelip beni alacağını anlattı durdu. En iyi savunma suçlama olduğundan olsa, dayı beni götürün diyorum getirmiyorlar her neyse bu gelişim son olmadı aksine daha sık gelmemin ilk adımı oldu. Annemlere Adapazarı dediğimde itiraz etmeden otobüse bindirirlerdi telefonlar edilir Dayımda karşılardı Adapazarına gitme keyfini uzun yıllar böyle yaşadım.Daha sonraki yıllarda izin alma gereğini duymaz olmuştum sadece Adapazarına gidiyorum diyerek haberdar ederdim Anne ve Babamı.
Nedense Akrabalarıma karşı özel bir sevgim vardı hepsini tanımak isterdim bu gün bile farklı olmadığıma inanıyorum. Bulabildiğim zaman boşluklarında bulunduğum yere en yakındaki akrabalarımı muhakkak ziyaret etme gibi bir hastalığım vardır. Bazı bazı bu akrabalarımın içerisinde kendime çok yakın hissettiklerimi hayatımın farklı yerlerinde tutarım. İnsanların bugünlerde girmiş oldukları hayat mücadelesinde neleri unutuklarını hatırlamalarını tavsiye ederim.Hayat hiç bir şeyi geciktirmemek gerektiğini öğreten bir dershane ve bu dershaneden mezun olmaya yakın olan bizler yeni bir nefes yeni bir ses bulmalıyız.Birbirimizi untmadan kaybetmeden!
Mehmet Tevfik Özkartal
Çok Sevmek
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 10 Nisan 1999
Kategori: Almanya, Bir Ömür dört Yaşam
Çok sevmek ! Hani bir türlü kanser hastalığına yakalanmış gibi veya bir bulaşıcı hastalık. Canım sıkkın galiba…
aslında sıkıntıdan‘da öte bir mengenede gibiyim. Ben çok sevdim, hoş daha hala seviyorum ve onun olmadığı bir yaşam düşümde bile yok. Onsuz sudan çıkmış balık gibiyim, onunla beraberken, sanki kedi ile köpek. Bu durum benim için ruh halinden ziyade saçma bir alışkanlığa dönüştü iyice…”azimli olmak, inatçı olmak, birşeyler başarmak için uğraşmak” ilk başta kulağa güzel gelse de son zamanlarda saçmalıktan başka bişey olmadığını düşünüp, kaderden öteye bişey olmuyor deyip, içinde bunları barındıran her türlü davranıştan köşe bucak kaçasım var… yani bir az olsun kendimi rahat bırakasım var.
Çoğu zaman nefesim kesilir, müebbet hapse mahkum edilmiş gibi hissederim kendimi. Ama öyle bir durumdayım ki şimdi, bir şeyleri bırakırsam, tüm sürü üstümden geçip gider. Benim de nal toplayacak halim bile kalmaz. O yüzden güzel düşünmekle başlayıp, hayattan zevk almakla biten, öğütler zincirine güvenmek istiyorum. Yoruldum!.. kendi kendimi oyalamaktan, güne gülümseyerek başlamaktan. Karşılaştığım insanlara, mecburiyetden içten bir günaydın demekten yoruldum. Havanın puslu olmasından, çikolatanın kalorisinden bıktım.. sıkıldım bu karmaşık ilişkilerden. Devamını oku
Yeni bir Balangıç
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 06 Şubat 1999
Kategori: Gençliğim
1968 yılıda Babamın işlerinin bozulması ile almış olduğu bir kararla Üsküdardaki Dedemden kalan eve taşındık. Sebebini o zamanlar anlamamıştım bu gün ise anlıyabiliyorum. Hoş bu taşınmada Ağebeylerim kadar benimde payım olduğu kesin. Zaten Yorgo çiropulosun Kızı Niki ile dillere düşmüştük Niki’yle kaçmaya kararverdigimizde onu yunanistana beni de Üsküdara kaçırmayı uygun gördü ailelerimiz herhalde diye avunuyordum çocukluk olsa gerek,tutunacak bir dal her zaman bulursun kendine
. Üsküdara taşınmış olmak ada dan kopmak değidi Her fırsatta Büyükadaya gitmek arkadaşlarla beraber olmak isteğine karşı koyamaz olmuştum. Üsküdara taşındıktan sonra doğal olarak Okulumu da değişmişti kaydımı Haydarpaşa Lisesine aldırmışlardı bir türlü alışamadığım bu yeni okul ve Yeni çevre Okulu bitirmeden bırakmama neden olmuştu.Kapı komşumuz Ligori’yi de o zaman tanıdım. Belkide Büyükadada bıraktıklarımı onda; Mama dediğim annesinde bulmuştum. Yeni bir ailem vardı sanki Mama’nın yaptığı is’te balık bile bu yeni çevreye intibak etmemi kolaylaştırıyordu. Pencereden Erhume dediğinde Erhumaste mama deyip koşardık eve. Evimizin alt katı bana ayrılmıştı bir oda bir salon banyo tuvalet mutfağımız bile vardı.Ligori Gitarını alır sözler yazar besteler yapardı. Bantlı teybe kayıt yapar dinlerdik. Arada bir canımız sıkkınsa kaçardık Büyükadaya. Devamını oku
DİNLEDİĞİMİZ MASALLAR
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 11 Ocak 1999
Kategori: Yayınlanmış yazilarım
Hepimizin bir çok öyküsü vardır hayatta.
Bir çoğumuz küçüklüğünden beri anlatılan ve ya masal kitaplarından okunan, mutlu sonla biten masallarla büyüdük; Hepimizin bir masalı vardır hayalini kurduğu ve büyüdükçe uzaklaştığını gördüğü; Oysaki bu masalları da, masal kahramanlarını da yaratan biz insanlar değilmiyiz?
O zaman neden bu mutlu sonları yaşayabilmek varken acı sonları seçişimiz? İster öykü deyin, ister hayat, ister masal herkesin bir hikayesi vardır, kimi zaman güldüren kimi zaman ağlatan. Bu,karanlığın kanatlarında uçmayı yeğleyenlerin değil denizin derinliklerine cesurca dalmayı seçenlerin öyküsü. İşte sizler bugün benim öykümü okuyacaksınız. Bir hikaye yazdım kendime, hani şu kötü başlayıp güzel biten hikayelerden; Denizin derin mavisine bakanların masalı değil bu, cesurca aşkla yaşamı kucaklayanların masalı! Devamını oku
Böyle Tanıştım
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 02 Mart 1998
Kategori: Bir Ömür dört Yaşam, Gençliğim
Bazı anlar vardır anlatılması güç sadece yaşanır ben Bunları yaşadım. Yıl 1973
Her sabah ve akşam aynı vapurda iki çift göz için günlerce Kadiköy sirkeci arasında gittim geldim.Yeni bir heyecan sarmıştı ruhumu büyülenmiş gibiydim. Geceleri uyumayı gündüzleri çalışmayı, hatta bana ızdırap veren eski aşklarımı bile unutmuştum.
Yine bilerek bir akşam kitabımı unuttum tam karşısında belki getirir ümidi ile. Sesini duymalıydım. Gözlerini görmeliydim daha yakından, bakışlarımla ruhuna inebilmeliydim. (Beyefendi kitabınızı unuttunuz) işte o ses dödüm o gözler hemen önümdeydi. İşte böyle gönlüne girdim sanırm. Benim gönlüm zaten uzun zamandan beri gerçek yerini bulmuştu. Sanki çatmıştı bizi çöpçatan bir kere. Çok fazla uzatmadan bir sevdayı daha kaybetmeden hayatıma almalı bir ömrü birlikte yaşamalıydım.
Çok geçmedi ne olduysa o vakt iki Mart da yolunu değiştirdi herzamanki gibi gittiği yolun Tam ters istikametine gitti. Ben meraklıyım ya peşinden gittim. Bindiği dolmuşta bana yer kalmamıştı arkadaki dolmuşa bindim yürü tamam dolduk öndeki dolmuşu takip et dedim Devamını oku
Babam ve Annem
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 02 Mart 1998
Kategori: Büyükada
Teyzemin Eşi Ramazan enişte hali vakti yerinde Kartal-İstanbul’da yaşayan iş yapan büyük bir zahire tücarı. Babamın anlatımlarından, Alman harbinin bitimi ile
1945 yılında bacanağının israrı ile Büyükadaya yerleşmiş zahirecilik yapmaya başlamış. Daha sonraki yıllarda işlerini büyütsede Bu ilk işinden dolayı Büyükadada Arpacı Ziya olarak isim yapmıştır.
Evet ben 14. Nisan1950 yılında, Büyük ada Tepeköy Nevruz Mevki 7 Numaralı evde, arpacı Ziya‘nın en küçük çocuğu olarak Zeynep Kamil hastahanesinde dünyaya gelişim. O tarihlerde Büyük ada‘da bir sağlık ocağı varmış bu sebepten Annem bir süre doğuma kadar dedemlerde kalmış. Doğuma oradan gitmiş. Babam ve Annem üçüncü çocuklarının kız olmasını o kadar çok istemişler ki, o dönem bana kız elbiseleri giydirmişler. üç yaşıma kadar ki tüm Resimlerim kız çocuğu kıyafetleriyledir. Dedem 1953 yılında Üsküdarda‘ki evimize yaptığımiz bir bayram ziyaretinde, beni yeni mahalledeki berber Manola götürüp saçlarımı kestirtmiş. Çok üzülüp ağladığımı söylerler. Ben hatırlamıyorum. Zaten Dedemin adını taşımamdan dolayı ailemde beni ismimle çağıramazlardı; dedeme karşı yapılabilecek bir saygısızlık olarak kabul göreceğinden ( Memoş ) derlerdi.
Neredeyse ben bile gerçek adımın bu olduğunu düşünmüşümdür. Bütün çocukluk arladaşlarım beni Memoş olarak çağırırlardı tabi ailem her koşulda başka bir şekilde çağırmaları mümkün değildi Rahmetli dedemin vefatinden den sonra yavaş yavaş arada bir Mehmet demeye başladılar. Beni tüm hayatı boyunca Tevfik Olarak bir okul müdürümüz Sayın Süleyman Nuri Öz bir de çok sevdiğim bayan bir arkadaşım anmıştır. Daha sonraları bazen Mehmet bazen Memoş diye çağırılardı aslında uzun zamandan beridir M.Tevfik olarak yayınlıyorum yazılarımı. Büyükada’da ki arkadaşlarımda herhalde beni Memoş olarak hatırlıyacaklardır kim bilir belki içlerinde Mehmet Tevfik adını bilmeyen çoktur.
BÜYÜKADA`DA BİR GÜN
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 11 Aralık 1996
Kategori: Büyükada, Yayınlanmış yazilarım
Serin, rüzgarlı bir sonbahar Sabahı Bostancıdan kalkan ada vapuru hafiften esen lodosa karşı direnircesine yol alırken
Büyükadaya Tarih kitaplarının sayfalarında gezintiye çıkmış, satırlarında seyahat eden her kelimesini, her harfini yeniden yaşayan bir kitap kurdu gibi baştan başlayıp o günleri hayal ediyor, o günlerin havasını teneffüs ediyor; geçmişi, gün gün, saat saat, dakika dakika yaşıyor buldum kendimi. Sanki geçmişe yolculuğa çıkmıştım. Bu Adada kim bilir bizlerden önce kimler yaşadı? Kimler gelip geçti? Acılarıyla, kederleriyle, neşeleriyle, sevinçleriyle, hüzünleriyle nice mutluluklar gördü kim bilir? Dile gelseler de anlatsalar Artık hepsi mazide kalmıştı. Zaman içerisinde her şey unutulmuş, unutulmayanlar ve insanların hatıralarını süsleyenler ise tarihteki yerini almış ve yahut alacaktı. Devamını oku
Yükseliş
Yazan: Özkartal Mehmet Tevfik 19 Nisan 1994
Kategori: İşlerim
1984 Yılında Alman hükümetinin Türkiyeye geri dönüş yasası olarak çıkarttığı bir kanun Neticesinde bir çok vatandaşımız kesin dönüş yasasından yararlanarak Türkiyeye geri döndü. Bu geri dönüşlerde Ev eşyalarını , araba gibi bir çok şeyi
gümrüksüz olarak Türkiye’ye sokabiliyorlardı. Tabi bu taşınma için araç gerekiyordu oda bende yoktu.Ev eşyası taşımacılığına uygun Araç filosu kurma konusunu Yakın bir arkadaşım olan Leonarth Schilein ile konu değerlendirmesi yaptıktan sonra birlikte bir şirket kurmaya karar vermiştik. (Noris Frachten Vermitlung GmbH) Noris Eşya Taşıma Taşıtmacılığı Limidet Şti. Adında bir şirket kurduk.Çok kısa bir sürede kendimize ait dört Tır’ ımız olmuştu Kendi araçları ile Şirketimizin adı altında çalışan sekizi Türk Yugoslav, Yunan ve Almanlardan oluşan 21 Tır’ lık bir filo oluşturmuş yönetiyorduk.
Aynı yıl kurduğum asya tour seyyahat acentası da Uçak bileti ve otobüs turları düzenliyordu THY acentası olarak ikinci sıraya yerleşmiştik.1989 Yılında Tanıştığım Hakan Erbilgin ile seyyahat acentalığı konusunda iş birlği’ne gittik ve daha sonra Kar ortağı olarak İntercom Flugreisen GmbH (LtdSti)seyyahat şirketin’de birlikte çalışmaya başladık Hakan ayrıldıktan sonrada kapattım asya tour ana şirket olarak faliyetlerine devam ediyordu. Ağırlıgımız Uçak Kiralama Tur Düzenleme ve diger hava yollarının Biletlerini satmaktı. Şirketler 1991.1993 Yılında 17 milyon 1994 yılında yirmisekiz milyon mark ciro yapar hale gelmişti 1996 yılı ise altın yılım olarak tarihe geçti.
Nürnberg Şehrini Antolojik olarak anlatan Eski Nürnberg ve bu gün (Nürnberg damals und heute ) adlı kitapta ben ailem ve şirketlerim’e yer verilmişti o yılarda bir yabancı olarak bu tür işleri başarabilmek pek kolay değildi. 1999 yılına kadar yanımda çalışan Büyük oğlum evlendikten sonra İnformatik okuyacağını söyleyerek ayrıldı. Küçük oğlum kesinlikle Tıp okuyacağını söylüyordu.Beni pek dinleyen yoktu kurduğum şirketler grurubunu neden kurduğumu düşündükçe çileden çıkıyordum. 1999 yılında Airport Travel GmbH yı 2000 yılında Medana İnternational Touristik GmbH yı tasfiye etmiştim 2002 de asya Tour THY yi 2003 de Asya Tour Tourism Travel’i satmıştım.Antalya/Side’de Belediyeden kiraladığım Anı Motel’i restore ettirerek güzel bir butik otel durumuna getirmiştim 2005 yılının sonuna kadar da burada yaşamıştım.Nürnberg Hava Alanındaki İntercom Lastminute & More adındaki şirketimi kiraya vermiştim. 2006 yılı şirketin başına geçmek zorunda kalmıştım. 2009 yılına kadar da tüm vergi borçlarını ödeyerek 2009 sonunda çalışanlara sattım. 2011 yılı sonun da kendimi emekli etmeye karar verdim. Nasıl kısa ve öz. Nokta.




